Akademi
Platon'u Yeniden Okumak
  09 Şubat 2018 Cuma , 09:49
Platon'u Yeniden Okumak
‘’İnsanoğlu, bilgeliği sevenler siyasi gücü ellerine alana kadar veya siyasi gücü ellerinde tutanlar bilgeliği sevene kadar problemlerin bittiğini görmeyecek.’’ Günümüz siyasetçilerine ithafen…

Platon (Eflatun), İslam ve Hristiyan felsefesine derin etkiler bırakmış, düşünce tarihinde tüm zamanların kendinden sonraki dönemleri en çok etkileyen filozofudur. Sokrat’ın öğrencisi ve Aristo’nun hocasıdır. Herkesin bildiği ‘’mağara benzetmesi’’ onun evreni algılayışını doğrudan gösterir. Eflatun, algıladığımız dış dünyanın esas gerçek olan idealardan ya da formlar dünyasının kusurlu kopyaları olduğunu söyler. Bu yazıda Platon ve siyaset ilişkisine kısa bir göz atacağız.

Eflatun’un felsefi çabalarının en yüksek amacı, her bir bireyin ve bir bütün olarak toplumun ahlaki bir yüksekliğe eriştirilmeleri ve mutlu kılınmalarıydı.

Platon için esas hedef “mutluluk”tur. Ahlak anlayışı da mutluluğun elde edilmesi amacına yönelmiştir. Bu yüzden Platon’un ahlak anlayışını ‘’mutluluk ahlakı’’ olarak adlandırmak mümkündür. Mutluluğu sağlayabilecek şey İYİLİKTEN başka bir şey değildi. İyi en büyük ideadır ve iyi ideası gerek insanın gerek toplumun yetkinliğini temsil etmekteydi. Bu yüzden iyiye benzeyen ve iyi olmaya çalışan bir insan aynı zamanda kendi doğasını tamamlamak yolunda mesafe kat etmiş ve kendine yeter hale gelmiş insandı. Bu yönüyle, İslam tasavvufunda kemale ermek, tamamlanmak kavramının yakın bir karşılığı olabilir. “Eğer insanı mutlu kılan şey iyilikse insanı iyi kılan nedir?” sorusunun cevabını da kendisi vermiş. Üç ana doktrin üzerinde iyiliği tanımlar. İnsanı iyi kılan ERDEM, DOĞRULUK ve ADALETİR.

Platon ‘’İYİ’’ ideasında iki ayrı evren ayrımı yapmış. Bir yanda başlangıçsız, sonsuz ve mükemmel olan bir idealar evreni, öte yanda ölümlü mükemmel olmayan nesneler evreni. Ve insan, bedeni ile gölgeler evreninde bulunmasına rağmen, ruhu bir zamanlar idealar evreninde bulunmuş olduğundan idealar evrenindeki gerçekler hakkında kesin olmayan fikirlere sahip olmaktadır. Yani bilgi, ruh için sadece hatırlamadır. Bu da gösteriyor ki Platon’a göre yaşam öncesi bir hayatın varlığı dolayısıyla ruhun ölümsüzlüğüne dair bir kanıttır. Felsefi düşünce manevi dünyayı da içine alarak ruhi ve ahlaki prensiplere yükselmiştir.

Adalet ve devlet ilişkisi, insanın amacı, tabiatı ve münasebetleriyle ilişkilendirilmiştir.

Hakkında şüpheli tarih ve olayların mevcut olduğu Platon’un  tam bir biyografi oluşturmak mümkün olmamıştır. Büyük bir Atinalı ailenin içinde doğması onu doğal olarak siyasete teşvik etse de ancak politika onu hayal kırıklığına uğratmıştır. Sokrat’ın demokratik hareketlerin sonucu öldürülmesi fiili politikadan çekilmesine neden olur. Platona göre felsefe siyaseti istemeyen, yapmayan veya siyasete tenezzül etmeyen olgun ruhların bir sığınağıdır. Bu onun dünyaya seyahatinin başlangıcıdır. Mısır ve Sicilya’da bulunur. Bir Tiran, onu köle olarak satar ancak satın alan kişi kendisini tanır ve azleder. Bu parayı geri ödemek istediyse de geri alınmaması sonucu bu parayla Atina’da dünyanın ilk yerleşik Üniversitesi olan Akademia’yı kurmuştur.

Platon’un siyaset serüveni felsefeyle yoluyla başlar. Siyasette gördüğü düzensizliklerin sebeplerini bulmak için felsefeye yönelmiştir.

Platon’un felsefe anahtarı idelerdir. Eğer devamlı ve değişmez bir konusu olmasa ilim yoktur. İdeler ancak hislerle yaklaşıldıkça anlaşılabilir bir hale gelir.
İde her şeyin esası ve sebebidir. Gerçek, ebedi ve değişmez kavramı ‘’ İYİ’’ idesidir.

İnsanın en önemli unsuru ruhudur. Ruhun gözü ile idealar evreninde gördüklerimizin somut nesnelere uygulanışından matematik ve geometri ilimleri oluşur. Ona göre sayılar dizisi idealar evreninin ilk basamağıdır. Bu bağlamda Pisagor’un etkisi altında olduğunu anlamamız kolaylaşır.

Ruhun varlığına ve üstünlüğüne inanan Eflatun, insan ruhunun faaliyetlerinin en önemlisi siyaset ve işleyişi ile ilgili her şeydir der. Ve bu yüzden insan ruhunun ve toplumun aynı yapıya sahip olduğunu söyler. Zira ikisinde de sebepler aynı sonuçları doğurur.

İnsan ruhunda iyilik kavramını en üst noktada tutmasıyla adalet kavramını siyasetin ana unsuru haline getirmesi bu iki kavramı benzer tutmasının sonucudur.

Adaletsizliği, sadece şekli değil sosyal bir sınıfın kendisine ait olmayan görevleri yapması diye tanımlamıştır. Adil olmayan ruh insanı iyiliğe götüren akla itaat etmeyendir. Ve bunun sonucudur ki gerçek iyilik ilmini bilenler sadece filozoflardır.

Eğer iyi varsa iyi bir yaşama şeklinin gerçekleşmesi devletin iyi bir şekilde teşkilatlanması ile mümkündür. 

İnsan tabi bir şekilde iyiliğe yönelir.  Çocuğunun hayatını kurtarmak için hayatını feda eden bir anne, kendisini feda eden bir filozofla aynıdır.

Platon eski çağ filozoflarından tek Tanrı’ya iman eden ilk filozoftur. Bu yönüyle Bilgin Platon, Mistik Platon olarak iki yönüyle değerlendirilmiştir. Platon’daki bütün bu çabalar ideal devlet anlayışını oluşturmak adına yapılmaktadır. Platon’un siyaset felsefesi konusundaki fikirleri tüm eserlerine yayılmıştır.

Hükümetin başındakilerden talebi, ‘’ ne yapabileceklerini’’, ‘’ne yapmak zorunda olduklarını’’ öğrenmeleri olmuştur.

Politika sadece bu ilmi bilgiyi veren bir vasıtadır.

Siyasi bilgelik ve basiretin temel sorunu da terbiyedir. Önce doğrunun ne olduğunun bilinmesi , İYİ hareket etmek isteyenlerin birinci vazifesidir.

Devlet; kendi kendine yetemeyen insanların başkalarına ihtiyaç duymasından doğmaktadır. Devletin gerçek bir bütün olması özel çıkarlarının genel çıkarlarla bir olması esasına dayandıran Platon, devleti bir insanın bütününe ve devletin organlarını da bu bütünün uzuvlarına benzetir. Devlet büyük bir insan, insan da küçük çapta bir devlettir. Birbirlerinin sebep ve neticeleridir. Nasıl organların hükmü bedenin bütününe aitse devlette de sınırsız bir kudret olması gerektiğini söylemiş, vatandaşın iradesine bırakılan bir şeyin olmaması görüşüyle Kant’ın Hukuk Devleti görüşü ters düşmüştür.

Devleti kanunlar korur; fakat vatandaşlar İYİ ise kanunlar lüzumsuzdur demiştir. Çünkü Platon,  siyaset ve ahlakı ayrı telakki etmemiştir. Ahlaka dayalı siyaset, iyilik ve mutluluğun esasıdır. Devletin konusu adalettir. Bu adaletin iki cephesi vardır: Kişide ruhun adaletli oluşu ve toplumda sosyal adalet. Ve aslolan dürüst ruhun sosyal adaletin gerçekleşmesi için vazgeçilmez bir unsur olduğudur. 

Hayatının üç ayrı evresinde eserlerinde farklılıklar görünen Platon, Devlet adlı eserinde savunduğu tezin gerçekleşmesinin imkânsızlığını görmüş, ve bu devlet sistemine Yunanca ‘’ hiçbir yerde olmayan ‘’ anlamında Ütopya denilmiştir. İleri yaşlarında kaleme aldığı Nomoi/Yasalar adlı eserinde Politea/Devlet eserindeki sosyalist toplumu kısmen liberalleştirmiş, yöneticilerin keyfi kararlarının yasalardan üstün olmaması için hukukun üstünlüğü prensibini getirmiştir. Bu eserinde de derinliğinde dinsel duygu egemendir. Sokrat’tan da önce yaşamış olan Protogoras ‘’insan her şeyin ölçüsüdür’’ derken Platon “yasalarda her şeyin ölçüsü insan değil, Tanrı’dır” der.


Aynur Kaplan

Yorumlar
Kod: FC5IC
Öne Çıkanlar
İlgili Haberler