Gündem
Orhan Veli Kanık'ın 104. Doğum Günü
  13 Nisan 2018 Cuma , 14:54
Orhan Veli Kanık'ın 104. Doğum Günü
13 Nisan 1914’te, İstanbul Beykoz’da dünyaya gelen “Garip” akımının usta ismi Orhan Veli Kanık, doğumunun 104. yılında kendi şiirleri, hikâye, deneme ve makaleleriyle anılıyor.

Bu özel günde İnternet devi Google da Orhan Veli’yi unutmadı ve ona özel ‘doodle’ hazırladı. GIF formatındaki bu ‘doodle’da Orhan Veli Galata’dan İstanbul’a bakarken resmediliyor.

36 yıllık yaşamına pek çok eser sığdıran Orhan Veli’nin ölümü ise oldukça trajik ve adeta Türkiye gerçeklerini gözler önüne serer nitelikte. Orhan Veli, 10 Kasım 1950’de, Ankara’da bir gece sokakta yürürken belediye çukuruna düşüyor. İki gün dinlendikten sonra İstanbul’a giden Orhan Veli, bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. İlk başta alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilse de beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşılıyor. 14 Kasım 1950 akşamında komaya giren Orhan Veli, gece saat 23.20’de ise hayata gözlerini yumuyor.

Orhan Veli’den bize kalan unutulmaz şiirlerden birkaçı ile yazımızı noktalıyor, iyi ki doğdun Orhan Veli diyor ve özlemle anıyoruz.

 

BEN ORHAN VELİ

Ben Orhan Veli
"Yazık oldu Süleyman Efendiye"
Mısra-i meşhurunun mübdii..
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela adamım, yani
Sirk hayvanı falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Bir evde otururum,
Bir işte çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır usağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir
En yakın arkadaşlarım.
Bir de sevgilim vardır pek muteber;
İsmini söyleyemem
Edebiyat tarihçisi bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz
Sadece üdeba arasındadır.
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
Onlar da bunlara benzer.

İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgar esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,

Sucuların hiç durmayan çıngırakları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Serin serin Kapalıçarşı

Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa

Güvercin dolu avlular

Çekiç sesleri geliyor doklardan

Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Başımda eski alemlerin sarhoşluğu

Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;

Dinmiş lodosların uğultusu içinde

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir yosma geçiyor kaldırımdan;

Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.

Birşey düşüyor elinden yere;

Bir gül olmalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;

Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;

Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;

Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından

Kalbinin vuruşundan anlıyorum;

İstanbul'u dinliyorum.

 

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

Yorumlar
Kod: 2YR5Y