Kırk Ambar
Bebeğin Beşiği Çamdan
  12 Şubat 2018 Pazartesi , 12:20
Bebeğin Beşiği Çamdan
Dünyaya gözlerimizi açıp ana kucağından sonra ilk konulduğumuz, doğuşumuzun ve varoluşumuzun ilk yurdudur beşik. Bu ilk yurt için yüzyıllardır türküler ağıtlar yakılmış, masallar destanlar söylenmiş; beşikler toplumların yaşam biçimlerini göstermiş.

Şekliyle biçimiyle tarihini konuşmuş, tarihi yazanların yurdu olmuş beşikler. Türk dünyasının en önemli ortak simgelerinden biri olmuş, Baykal’dan Balkanlar’a kadar BESİK, BEŞİK, PEZİK denmiş.

Kafkaslardan Orta Asya’ya oradan İran’a, Mısır’a birçok Batı Asya halklarında Uygurlar,  Dunganlar Salarlarda rastlanır bu ahşap mirasa.

Bu kadar geniş kullanım yerleşkesi ve uygarlığı olmasına rağmen beşiğin ilk bulanı Türklerdir.

Göçebe halklar, yaşadıkları hayat şartlarına uygun şekilde tasarlamışlar beşiği. Beşiklerin kolay taşınabilir olması, ata bağlanabilir olması onları özel kılmış. Gittikleri her yere bu kültürü de taşımışlar. Bebeklerini soğuktan ve nemden korumak için beşiklerin ayaklarını yüksek yapmışlar. Sallanır olması bebeklerin çabuk uyumasını sağlamış. Alt kısmına koydukları lazımlık ise bebeğin temiz kalmasını sağlamış.

Dünyada bilinen ilk kutlamalar Tuvan’dan Balkanlar’a “Beşik Toyu”dur.

Beşiğe Hristiyan Türkleri olan Gagavuz, Çuvaş ve Karaimlerde de rastlanmakta. Birçok Türk boyunda tavana asılmış beşikleri de görüyoruz. Özellikle bu asma beşikler, Bozkurt ve Tatar Türklerinde daha yaygın kullanılmış.

Ünlü Kazak edebiyatçısı Muhtar Auezov ‘’ Halk olmak istersen, önce beşiğini kur‘’ demiş. Bu söz beşik kavramının önemini anlatmak için yeterli olmalı. Avrupa ve Asya’yı birleştiren en büyük ortak kültür örneğidir beşik. Halkları yöneten, hizmet eden, nice büyük insanları, kahramanları, tarih yazanları, âlimleri yetiştiren bir yuvadır.

Arkeolojik kazılara göre Orta Asya’nın Yedisu bölgesinde MS. ilk yüzyıla ait olduğu bilenen beşiğe rastlanmış.

Bir anne ve evladının arasındaki o ilahi iletişimi sağlayan en önemli değerdir beşik.

‘’Anadolu’da dünyaya gözlerini yeni açmış bir kız çocuğu olduğunda, erkek tarafı kız tarafına bir beşik gönderir ve söz kesilmiş olur’’ diyor Pertev Naili Boratav.

Birbirleriyle samimi ve birbirini seven iki aile; bu sevgi ve dostluğun ileride devamı için karşı cinsten çocukları olduğunda onları daha beşikte iken sözlüyor ve nişanlıyorlar. Beşik söz vermenin tanığı oluyor. Bunun için beşiğe 3 kertik atılıyor. ‘’Allah şahidim olsun ki, oğluma kızını, kızıma oğlunu alacağım ‘’deniyor. Ardından taraflar yere tükürüyor. Bu söz yemin niteliğindedir. Eski Türklerde söz vermek namus ve şerefli olmanın temsilidir. Bu sözün bozulması çok nadir görülmüştür. Beşikte söz ya da nişanları yapılan çocuklar evlilik çağında kız istemeye gidilerek düğün yapılır. Dede Korkut hikâyelerinde de bu geleneği görmek mümkündür.

Beşik kertmek deyimindeki kert ya da kırt, kökü; ant, inanış ve sadakat kavramlarını bildiren kertü, kırtü kelimesiyle birdir. Bu gelenek Anadolu’nun pek çok yerinde hale süregelmektedir.

Üzerine nice türküler yakılmış, nice destanlar masallar anlatılmış beşiğin. Nice edebiyatçıya, sanatçıya ilham vermiş. Nice kınalı eller beşiği sallarken yaralı ninniler söylemiş yavrularına.

Türk Halkının Kuzey Karadeniz kısmını oluşturan Tatarların varoluş efsanesi de Altın bir beşikle başlamış.

‘’Beşikten Mezara’’ atasözü bir ömürle bir uygarlığı bu ilk yuvaya konuk ediyor.

Medeniyetin Beşiği dediğimizde bir ananın kucağı gibi medeniyeti doğuran topraklara gidiyoruz.

Şimdilerde anlamı şekli şemali çok değişse de beşik ilk yuvamız olma özelliğini hiç yitirmiyor.

Aynur KAPLAN

Yorumlar
Kod: RNGUN
İlgili Haberler